Sükut
Orijinal kaynak: https://thenomad17.blogspot.com/2011/10/sukut.html
Sükut… Mavi gökle yeşil doğanın buluştuğu yerde… Kanûni’yi devirmiş bir çınarın dibinde… Bazen bir teknede, bazen bir gemide… Ya da uzun bir kumsalın ücra bir köşesinde…
Belki geceleri ister ruhun mehtaba karşı, Belki seher vakti çarpar kalbin bu şevkle, Ufak bir mendile yazılıp asılı kapıya bazen…
Bir bebeğin ağlamasıdır anlamsızca Bilmese de dilimizi yaptırır istediğini Değil mi ki yeni yerinin efendisi Sükut… Gezinirken ruhumda titretir bedenimi gizlice… Fısıldar kulağıma “Buralardan kaç!” diye… Bir yerde uzanıp bakarken sonsuzluğa Ölüden tek farkın…Kalbin atıyor hala… Sükut… Düşünürken seni kinlerim mi yeşerdi ? Sararken kalbimi mantığım mı kesti ? Karanlık çökerken aydınlattı iradem Gömerken kalbimin mezarlığına hislerimi Kaybetmişim orada tasamı, neşemi… Sadece sükut kalmış elimde Mantığım da diğer elimde…
Sessiz ruhum göçerken bir kervanla Buralar çöl…Buralar tenha Dönermiyim ki geri…Bilmem ki… Göçebe ruhum vefayı sevmez ki… Diler sadece… Sükut…